14:58:40 / 22-11-2013
Sadeleştirme Saçmalığına Misaller
Risale-i Nur'ların sadeleştirilmesi adı altında yapılan tahrif ve tahrip hareketinin, ne kadar muvazenesiz ve baştan sağma bir şekilde yapıldığının bir kaç küçük numunesini istifadenize sunuyoruz. Gençlerin anlamadıklarını iddia ettikleri ve günlük hayatta defalarca kullanılan kelimeler bile değiştirilmiş!

Tahrif Edilmiş Sözler (sf. 113)

  • “Evet, her kim fikren tarihte yolculuk edip geçmişe gitse, bu gördüğümüz dünya, şu imtihan meydanı ve sergi gibi, seneler sayısınca yok olmuş menziller, meydanlar, sergiler, âlemler görecektir.”

Sözler (sf. 84)

  • “Evet herkim fikren tarihe binip mazi cihetine gitse, şu zaman-ı hazırda gördüğümüz menzil-i dünya, meydan-ı ibtila, meşher-i eşya gibi, seneler adedince vefat etmiş menziller, meydanlar, meşherler, alemler görecek.”

 

Yok olmuş’ cümlesi  ‘vefat etmiş’ cümlesinin yerine kullanılamaz.

Vefat etmek,yok olmak demek değildir.

‘Bu cihetten maksad, geçmiş zamandır. Binaenaleyh felsefe gözlüğüyle sağ cihete bakıldığı zaman, mazi ülkesinin kıyameti kopmuş, altı üstüne çevrilmiş, karanlıklı, korkunç büyük bir mezaristanı andıran bir şekilde görünecektir. Ve bu görünüşte insan pek büyük bir dehşete, vahşete, me'yusiyete maruz kaldığında şübhe yoktur. Fakat iman gözlüğüyle o cihete bakıldığı zaman, hakikaten o ülkenin altı üstüne çevrilmiş bir şekilde görünürse de, fakat can telefi yoktur.. (Şualar 753 - 754)’

Geçmiş zamana ‘yok olmuş’ olarak bakmak, EHL-İ DALALETİN, EHL-İ KÜFRÜN nazarıdır.

‘O vakit zaman-ı mazi, bir mezar-ı ekber değil, belki herbir asrı bir nebinin veya evliyanın taht-ı riyasetinde vazife-i ubudiyeti îfa eden ervah-ı sâfiye cemaatlarının vazife-i hayatlarını bitirmekle 'Allahü Ekber" diyerek makamat-ı âliyeye uçmalarını ve müstakbel tarafına geçmelerini kalb gözü ile görür. (Sözler314)’

 

4.LEM’A

 

Tahrif Edilmiş Lem’alar (sf. 45)

  • “Dördüncü Lem´anın başındaki Üstadımıza aid izah tamamen çıkarılmış.”

Lem’alar (sf. 19)

  • "Mes'ele-i İmamet" bir mes'ele-i fer'iye olduğu halde, ziyade ehemmiyet verildiğinden bir mesail-i imaniye sırasına girip, İlm-i Kelâm'da ve usûl-üd dinde medar-ı nazar olduğu cihetle, Kur'ana ve imana ait hizmet-i esasiyemize münasebeti bulunduğundan cüz'î bahsedildi.”

 

Bu cümlenin nesi beğenilmemiş ki alınmamış?

Kur’an’a ve imana aid hizmet-i imaniyemize münasebeti bulunduğundan mı uygun görülmedi?

Yoksa mesele İMAMET meselesi midir?

‘Bu dürûs-u Kur'aniyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müçtehidler de olsalar; vazifeleri -ulûm-u imaniye cihetinde- yalnız yazılan şu Sözler'in şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir. Çünki çok emarelerle anlamışız ki: Bu ulûm-u imaniyedeki fetva vazifesiyle tavzif edilmişiz. (Mektubat 426)’

 

13.LEM’A

 

Tahrif Edilmis Lem’alar (sf. 126)

  • “Medine münafıklarının dalâlette ısrarının ve hidayete ermemelerinin sebebi hikmeti nedir?”

Lem’alar (sf. 80)

  • “…Medine münafıklarının dalalette ısrarları ve hidayete girmemeleri ne içindir ve hikmeti nedir?”

 

Hidayete girmemek cümlesinde cüz-i ihtiyarisinin sarfıyla girmemek var. Hidayete ermemek diye sadeleştirilince, cüz-i ihtiyari olmadan, cebren hidayete erdirilmedi mânası çıkar. Bu istikamette değildir, cebriye mezhebine ait bir düşüncedir.

Not: Girmemek kelimesi Türkçe olduğu halde neden sadeleştirdiniz?  Neden  “ermemek” diye tahrif ettiniz?  Maksadınız ne, anlamak mümkün değil.

 

______________________

 

Tahrif Edilmiş Lem’alar (sf. 189)

  • “Sabit ve bir dereceye kadar daimî olan kitabın lisanı o işi daha iyi yapar.”

Lem’alar (sf. 129)

  • “Sabit ve bir derece daim olan kitabın lisanı daha ziyade o işe yarar.”

 

O işe yarar’ cümlesi ‘O işi yapar’ demek değildir.

O işe yarar’ kelimesini, maddiyyunlukta ısrarınız için mi ‘o işi yapar’ şeklinde çevirdiniz?

O işe yarar’ cümlesi anlaşılmıyor mu?

 

30.LEM’A

 

Tahrif Edilmiş Lem’alar (sf. 420)

  • “İsm-i Âzam’dan Hayy-ı Kayyum’a ait pek derin ve geniş meseleleri herkes, birden anlayamaz ve ondan zevk alamaz, fakat hissesiz de kalmaz.”

Lem’alar (sf. 304)

  • “İsm-i A'zam'dan Hayy-u Kayyum'a dair parçada pek derin ve geniş mes'eleleri herkes birden bilemez ve zevk etmez, fakat hissesiz de kalmaz.”

 

Herkes birden bilemez’ cümlesini ‘herkes birden anlayamaz’ şekline çevirmekteki kastınız, gayeniz, insanların bilinç altına subliminal mesaj göndermek midir?

bilemez’  kelimesi Türkçe değil mi? Anlaşılmıyor mu?

Bilmekle anlamak arasındaki farkı bilmiyor musunuz?

‘Risale-i Nur anlaşılmaz’ yalanınıza delil mi üretiyorsunuz?

Esma-ül Hüsnanın özellikle Hayy-ı Kayyum’un letaiflerimizle nasıl bilinebileceği Otuzuncu Lem’anın konusudur.

Bu cümlenin, metni anlamakla alakası yoktur. Otuzuncu Lem’a ile hedeflenen, letaiflerin eğitimi ile alakası vardır.

Bu cehaletinizle Risale-i Nur gibi bir kitabı sadeleştirmeye nasıl cesaret ettiniz?

‘Bu Risaleyi anlayarak okuyan adam imanını kurtarır inşallah’ (Şualar 5)

 

Kaynak : www.ittihad.com.tr
Bu Haber ( 4073 ) defa okundu
Sadeleştirme Saçmalığına Misaller FaceBook ta paylaş